Mute Savaşı Nasıl Gerçekleşti ?

0
127
mute savaşı ne zaman oldu
mute savaşı nasıl gerçekleşti

Mute Savaşı

Hicri 8. senenin Cemaziyel-ulâ ayında Hz.Peygamber (S.A.V), Zeyd bin Harise komutasındaki 3000 kisilik İslam ordusunu Bizans ile çarpışmaya gönderdi. İlk zamanlar üç beş kişiyi geçmeyen bu yüce din,on beş sene sonra dünyanın iki süper devletinden biri olan Bizans’a karşı savaşacak. Dünya sömürüsünü elinde tutan Bizans , bugünkü varislerine yani Batı’ya tek bir miras bırakıyordu : Emperyalizm!

İşte önderimiz Rasulullah (S.A.V), insanları ezen bu emperyalizmi yıkmak ve yerine İslam adalet ve şeriatını Allah’ın kullarının tek anayasası ve tek gayesi yapmak için cihat ediyordu. Bu o kadar kolay değildi ; bu amaç çerçevesinde, yüzlerce, binlerce şehit vermek gerekmekteydi. Zeyd bin Harise önderliğindeki İslam ordusu Medine’den hareket etmeden önce, Hz.Peygamber (S.A.V), önceden vermediği bir emri bu orduya verdi.Emir şuydu:

-Komutanınız olan Zeyd vurulursa, komutayı Ca’fer bin Ebu Talip alsın ; Ca’fer vurulursa, komutayı Abdullah bin Revaha alsın ; o da vurulursa aranızdan birini komutan seçin!

Rasulullah (S.A.V)’in bu şekilde komutanlarını isimlerini dile getirmesi boşuna değildi. O , her seriye için sadece bir komutan tayin ederken bu sefer birbiri arından gelecek üç komutan tayin edecekti. Kim bilebilir belki de Aziz ve Celil olan Allah ona öyle emretmişti.

Abdullah bin Revaha’nın Ağlaması

Sahâbe, İslam ordusunu ve komutanları cihada uğurluyorlardı. Abdullah bin Revaha’ya sıra gelince ağlamaya başladı. Niçin ağladıklarını sorduklarında şu cevabı verdi:

Vallahi ne dünyaya ve ne de size olan sevgim, ben Allah yolunda cihattan alıkoyamaz! Fakat ben, Rasulullah (s.a.v)’in cehennemden bahseden şu ayeti okuduğunu duymuştum ona ağlıyorum:

“Sizden ona (cehenneme) girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır. (Meryem Suresi, 71.)

Hz.Peygamber (s.a.v), Medine dışına kadar ordusunu yolcu etti ve onlara hayır duasında bulundu.

İslam ordusu hareket ederek, o zamanlar Bizans’a ait olup, bugün Ürdün’de bulunan Ma’ân denen yere varınca, yüz bin kişilik Bizans ordusunun kendilerine doğru gelmekte olduğunu öğrendiler. İslam ordusu iki gün Ma’ân’da kalarak durum değerlendirilmesi yaptı. Müslümanların böyle büyük bir ordudan haberleri yoktu. Bazıları, Medine’ye haber götürüp, düşman sayısını bildirerek, takviye birlik istemeyi ya da ne yapmaları gerektiği hakkında Rasulullah (S.A.V)’den yeni bir emir istemeyi teklif ettiler. Bunun üzerine Abdullah bin Revâha şu sözleri söyledi:

-Arkadaşlar, bizler, şehit olmayı isteyerek bu cihada çıktık. Biz kafirlerle, sayımızla veya kuvvetimizle ya da çokluğumuzla değil, Allah’ın bize lütfettiği din gücüyle savaşıyoruz. Bu inançla düşmana karşı gidelim. İki güzelden birisi mutlaka bizim olacak: ya zafer ya şehadet! Diğer sahabeler de şöyle dediler:

Vallahi ibn Revâha doğru söyledi!

Abdullah bin Revâha’nın bu sözleri üzerine hareket edildi ve iki ordu, Mute köyünde birbiri ile karşılaştı.

Ne zor bir savaştı yâ Rabbi! Yüz bin kafire karşı üç bin yiğit!…Küfre karşı iman, emperyalizme karşı İslam!…İşkenceci ve eziyetçilere karşı kurtarıcılar!…

Dünya emperyalizmlerinin hiç biri, yanlarında binlerce kurban götürmeden devrilmemişti. Kanun’du bu!…Müslümanlığın dünyaya hakim olması için gerekirse şehit olmalılardı ve oluyorlardı da!…

Savaş bütün şiddetiyle devam ediyordu.İslam ordusu komutanı Zeyd bin Harise , yaralar içinde kalmış kanlar akıyordu vücudundan. Bu kanlarla inşa edilecekti İslam’ın mescitleri,İslam’ın kaleleri. Kölelikten komutanlığa yükseliyordu. Şehadete ulaşmıştı o güzel insan…

Üç Şehit Üç Komutan

Zeyd şehit olmuştu. Ca’fer kaptı sancağı Rasulullah (S.A.V)’in emrince… Ca’fer düşmanla savaşıyor, İslam’ın sancağının düşmemesi için elinden geleni yapıyordu. Derken sağ eli kesildi. Sol eline aldı sancağı ki, o da kesildi ve Ca’fer atından yere düşerek sancağa sarıldı. İki kolu da kesilmiş , her tarafından kanlar akıyordu. Bununla da yetinmedi Bizans’ın askeri paramparça ettiler Rasulullah (S.A.V) in amca oğlunu, Hz. Ali’nin kardeşini.İki kolu kesilerek şehit edilen Cafer , o günden sonra “Cafer-i tayyar” olarak anılacaktı.

Komutayı bu şehitten devralan Abdullah bin Revaha bir müddet sonra şehit oldu.Kavuştu susamış olduğu şehitlik mertebesine.

Üç şehit, üç komutan ve Allah’a canlarını feda edip , cennetine ulaşan üç müslüman. Allah için ölme yarışını kazanmıştı onlar. Mükafatların en güzeline kavuştu onlar : Şehadet.

Düşen sancağı , Sabit bin Akram aldı ve hemen bir komutan seçmelerini söyledi. Ona , “sen ol” dendiyse de o daha layığını istedi ve (Allah’ın kılıcı olan) Halid bin Velid’e verdiler sancağı ve komutayı.

Mahir bir asker olan Halid, ordusunda bazı değişiklikler yaparak , düşmanda , müslümanlara takviye kuvvetler geldiği hissini uyandırdı. Bunun üzerine Bizans ordusu çekilince Halid’de daha fazla zayiat vermemek için ordusunu alıp, Medine’ye döndü.

Allah inşallah bize de böyle sahabe imanı nasip eder kardeşler.(Amin)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here