Endülüs Kahramanı Yusuf bin Taşfin Kimdir?

0
48
yusuf b. taşfin kimdir
endülüs kahramanı yusuf bin taşfin kimdir

Tarih boyunca İslam’a ve Müslümanlara karşı kafirler türlü türlü hain saldırıları sinsi planları olmuştur. Kafirlerin bu saldırılarına karşı Allah c.c bu Ümmete Nureddin Mahmut Zengi, Selahaddin Eyyubi, Yusuf bin Taşfin gibi nice mücahit komutanlar göndererek bu ümmetin kurtuluşu için vesile kılmıştır.

Yusuf bin Taşfin’in Doğumu

Yusuf bin Taşfin, 1009 yılında Büyük Sahra’da doğmuştur. Gençlik yıllarında Murabıtlar hareketinin kurucusu Maliki fakihi Abdullah bin Yasin’in davetine katıldığı aktarılmaktadır. Hayatı hakkında fazla bilgi olmayan Yusuf bin Taşfin hakkında ilk bilgi, Abdullah’ın askeri faaliyetleri yürütmekle görevlendirdiği iki kardeşten biri olan Ebu Bekir in. Ömer el-Lemtuni’nin kumandanları arasında yer aldığına dairdir. Buna buna göre Mağrib-i Aksa (Fas)’ta cihat ile görevlendirilen Ebu Bekir, 1056’da amcasının oğlu Yusuf’u Sus’ta Masmudeliler’le savacak orduya kumandan tayin etmişti. Abdullah bin Yasin’in ölümünün ardından Lemtune ile Cüdale arasında ihtilaf çıkınca Fas bölgesinin yönetimi Yusuf bin Taşfin’e bırakan Ebu Bekir, bu ihtilafı çözmek için Sahra’ya gitti (453/1061)

Yusuf bin Taşfin Şahsiyeti

Berberi-zenci karışımı bir görünüşe sahip olan Yusuf; devlet başkanlığına geldikten sonra hayat tarzında değişiklik yapmamış, bedevi hayatına uygun biçimde yün elbise giymeye devam etmiştir. Hükümdarlığı boyunca rahat hayat zevklerinden uzak durmuş. Onun Endülüs’te saray şairlerinin depdeli yaşayışına son verdiği söylenmiştir. Yusuf bin Taşfin murabıtlar hareketini dönemin en büyük İslam devletlerinden biri haline getirmiştir, birçok kabile ve kabile topluluğunun hakimiyeti altındaki Mağrib-i Aksa (Fas)’ı Maliki mezhebine bağlı dini bir anlayış çerçevesinde birleştirmiş ve ilk defa Kuzey Afrika ile Endülüs’ü egemenliği altına bir devlet kurmayı başarmıştır.

Murabıtlar
haritada murabıtlar

Mülûkü’t-Tavâif döneminde çökmeye yüz tutan Endülüs’ün dört asır daha müslümanların elinde kalmasında büyük rol oynamıştır. Kabile reisleri, Mağrib’deki fetihlerin ardından kendisine “Emîrü’l-Mü’minîn” unvanını almasını teklif edince Abbâsî halifesinin otoritesini tanımayı tercih ettiğini söylemiş ve halifenin onayı ile İslâm dünyasında “Emîrü’l-Müslimîn” unvanını kullanan ilk hükümdar olmuştur. Tabettirdiği paralara kendi adıyla birlikte Abbâsî halifesinin adını yazdırmış, hutbelerde onun adını da okutmuştur. Dindar bir hükümdar olan Yusuf’un meclisleri Endülüs’lü alimlerle dolup taşardı. Onun kitaba ve özellikle felsefeye dair eserlere büyük ilgi duyduğu belirtilir. Kendisine karşı derin bir muhabbet besleyen Doğu İslam dünyasının büyük alimi Gazzâlî’ye hayrandı. İhtiyaç duyduğunda onun fetvasına başvururdu. Gazzâlî’nin Yûsuf için verdiği bir fetva M. Abdullah İnan tarafından nakledilmiştir. Onun siyasi ve askeri kararlarında, zekasıyla meşhur hanımı Zeynep’inde etkili olduğu söylenmiştir. Her mahallede bir mescit veya cami yapılmasına özen göstermiştir. Tilimsan’da (Cezayir) 1082’de inşa ettirdiği günümüze kadar ulaşan el-Camiul-Kebir oğlu tarafından yeniden yaptırılarak büyütülmüş ve Fas’ta 1070 yılında bir cami ve kütüphane yapmıştır.

ENDÜLÜS’Ü HAÇLILARDAN KURTARAN SAVAŞ:
ZELLEKA SAVAŞI

Siyasi ve askeri görevlere Lemtûne ve Cüdâle kabilesi liderlerini getiren Yûsuf bin Tâşfîn, Endülüs’ü hâkimiyeti altına aldıktan sonra Ebû Bekir el-Lemtûnî’yi Naib tayin etmiş ve ona kendisine bağlı vilâyetlere Lemtûne’den valiler getirmesini öğütlemiştir. Endülüs’e geçişlerinde Fas’ta bir Naib görevlendirirdi.

zellaka savaşı nasıl olmuştur
zellaka savaşı yusuf bin taşfin

Valilere geniş yetkiler vermekle birlikte onları yakından takip eder, suç işleyenleri görevden alır ve mallarına el koydururdu. Halkın durumunu yakından görmek, valiler hakkında incelemelerde bulunmak üzere ülkeyi dolaşmayı severdi. Kadılık vazifelerine kabile ayırımı gözetmeden büyük alimleri getirirdi. Askerî temel üzerine kurulan Murâbıtlar’da hükümdar, valiler ve kadılar aynı zamanda birer kumandandı. Yûsuf’un adaletin tatbiki konusunda hassas davrandığı, ölüm cezasını hemen hiç uygulatmadığı, bunun yerine uzun hapis cezalarını tercih ettiği belirtilir. Endülüs’te hüküm süren küçük emirlikler, gerek kendi aralarında gerekse Hristiyan krallıklarla yaptıkları savaşlar ve bu krallıklara ödedikleri ağır vergiler yüzünden güçlerini yitirmişler ve Hristiyan saldırılarına karşı koyamaz hale gelmişlerdi. Onların bu durumu, Kastilya-Leon Krallığı’nın öncülüğünde Endülüs’ü yeniden ele geçirme hareketinin canlanmasın yol açtı ve Kastilya Kralı 6. Alfonso 1085’te stratejik açıdan en önemli şehirlerden Tuleytula (Toledo)’yu işgal etti. Bu işgalden sonra, Endülüs’teki Müslüman emirlikler Yusuf bin Taşfin’den yardım istediler. 7 bin kişilik ordusunun başında Haziran 1086’da Endülüs’e geçen Yusuf b. Taşfin, İşbıliye (Sevilla), Gırnata, Maleka (Malaga) ve Batalyevs’ten gelen müslüman Endülüs kuvvetlerinin katıldığı yaklaşık 30 bin kişilik ordusuyla Kastilya Kralı 6. Alfonso’nun 60 bin kişilik ordusuna karşı Zellaka’da büyük savaşa girdi. (1086) Yusuf bin Taşfin, savaş öncesinde düşmanına üç seçenek vermiştir:“İslam’a girmek, haraç vermek (cizye) veya savaşmak.” 6. Alfonso, Murabıtlar’a karşı savaşmayı seçmiştir. Muharebe, Cuma günü şafakta 6. Alfonso’nun saldırısı ile başlamıştır. Yusuf bin Taşfin komutasındaki ordu, Alfonso’yu ve ordusunu çevreleyince Alfonso’nun ordusu panik yapmış ve geri çekilmeye başlamıştır. Bu geri çekilmeyi fırsat bilen Yusuf b. Taşfin, diğer birliklere saldırmaları ve savaşı bitirmelerini emretmiştir. Bu saldırı Müslümanlara galibiyet getirmiş ve Alfonso’nun 60.000 kişilik ordusundan 59.500 kişi öldürülmüştür. Bu büyük yenilgi ile Kastilya’ya doğru geri çekilmeye devam eden Alfonso’nun ordusu, yalnızca 100 şovalye ile dönebilmiştir. 6. Alfonso bu savaştan sağ çıkmıştır fakat bir bacağını kaybetmiştir. Endülüs’ü yıkılıp yok olmaktan kurtaran ve Hristiyan yayılmasını durduran Zelleka Savaşı’nın zaferinin ardından Abbasi Halifesi Muktedı-Biemrillah, Yusuf b. Taşfin’e “Emirü’l-Müslimin” ve “Nasıruddin” unvanlarını verdi. Savaş sonrasında Mağrib’de naib olarak bıraktığı oğlu Ebu Bekir’in öldüğü haberini duyan Yusuf, Endülüs’ten ayrılıp ülkesine döndü. 1103 yılında 96 yaşlarında iken oğulları Ebu Tahir Temim ve Ali ile birlikte tekrar Endülüs’e geçen Yusuf bin Taşfin, Kurtuba’da kumandan, vali ve kabile reislerini toplayarak oğlu Ali’yi veliaht tayin ettiğini bildirdi ve ona biat etmelerini istedi. Bu tayinle Murabıtlar da babadan oğla geçen verasete dayalı saltanat sistemine geçmiş oldu.

endülüs'te islam
Endülüs İslam Devleti

Yusuf bin Taşfin en parlak dönemini yaşattığı Murabıt Devleti’nin sınırlarını 11.yy.’dan 12.yy’a kadar geçen süre içerisinde Fas’tan günümüze Moritanya, Güney İspanya,  Portekiz, Batı Cezayir ve Mali topraklarına kadar genişletmişti Elhamdülillah. Yusuf bin Taşfin’den sonra devlet çok uzun sürmeden 1147 yılında Muvahhidler tarafından yıkılmıştır. Yusuf bin Taşfin Endülüs’ten Magrib’e (Fas)’a döndükten kısa zaman sonra Merakeş’te vefat etmiştir (4 Eylül 1106) Allah’tan kendisine rahmeti ile muamelede bulunmasını temenni eder. Bizlere’de bu şekilde adaletli ve imanlı bir hayat nasip etmesini temenni ederiz.

Selam ve Dua ile…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here